14 Ocak 2026

ŞEHİR İÇİNDE PEK ÇOK ŞEHİR
(Final Versiyon)
Eminönü’nde başlar gün,
bir vapur düdüğüyle yarılır sabah.
Martılar bilir bu şehri,
insandan önce öğrenmiştir açlığı.
Sultanahmet’te taşlar konuşur,
ama kimse dinlemez artık,
tarih
selfieye sığacak kadar küçüktür.
Sirkeci’den geçer zaman,
rayların belleği vardır,
bazı trenler
insanın içinden kalkar.
Fatih’te fetih bitmez,
her gün
bir umut kuşatılır surların içinde.
Beşiktaş’ta gençlik yürür,
omuz omuza,
bir slogan kalır havada
bir kahkaha
bir ihtimal.
Ortaköy’de Boğaz akar,
kumpir sıcaktır
ama hayat pahalıdır.
Bebek’te rüzgâr serin,
Sarıyer’de deniz
derin düşünür.
Kadıköy’de akşam olur,
rakı masaları memleket kurtarır,
Moda’da huzur
geçici bir adres.
Üsküdar susar,
Kız Kulesi
her şeyi bilir
ama söylemez.
Beyoğlu kalabalık,
İstiklal yorgun,
Galata
eski bir şarkının
son nakaratıdır.
Şişli şık,
Nişantaşı pahalı,
Zeytinburnu sur diplerinde
çocuklar tarihi değil
hayatta kalmayı öğrenir.
Eyüp’te dua,
Bayrampaşa’da sabır,
Gaziosmanpaşa masal anlatır geceye.
Kağıthane dere
Boğaz’a karışır
adı unutularak.
Bakırköy sahil nefes alır,
Güngören, Bağcılar arada kalır.
Esenler yol olur,
Sultangazi yokuş.
Küçükçekmece’de gün batımı
göle bakar,
Avcılar rüzgâr,
Esenyurt kalabalık.
Beylikdüzü geniş,
umut dar.
Havalimanı büyük,
hayaller küçük.
Beykoz orman,
kesildikçe susar.
Çekmeköy çam kokar,
şehir hatırlar kökünü.
Maltepe, Kartal, Pendik
yan yana yorgun,
Tuzla’da demir
can verir denize.
Adalar nefes olur,
Şile’de fener
geceye söz verir.
Otuz dokuz semt var bu şehirde,
ama tek bir İstanbul yok artık.
İstanbul
kendi içinde
bölünmüş bir dünyadır.
Yine de
vazgeçmem bu şehirden,
çünkü
en çok yarayı
sevdiğimiz yerden alırız.
Yürürüm,
yazarım,
susmam.
Bu şiir
bir imza değil,
bir itirazdır.
Altına adımı yazarım
Şamilof
27 Aralık 2025

Balaban’ın Fırçasında Nâzım’ın Soluğu... ​Bazı kitaplar vardır ki kapağını açtığınız an oda kararır, sadece kitabın sayfalarından bir ışık s...