Özgürlük Türküsü
Sınırım gökyüzüdür, yatağım kır çiçeğinde.
Zincir vursalar ruhuma, sığmam o dar kafese
Dünya benim bahçemdir, hayat her bir nefeste.
Rüzgarla yarışırım, tozlu yollar yoldaşım,
Yıldızlar lambam olur, dert ortağım karabaşım.
Sultanlar taht kuradursun o yüksek kulelerde,
Benim saltanatım sürer gezdiğim her bir yerde.
Gönlüm ne mülke bağlı, ne sarayda gözüm var,
Adım attığım her yer bana geniş bir diyar.
Kendi yolumda hürüm, ne gamım var ne dert,
Dünya denen bu hanın içinde ruhum mert.
Kimseden beklemem ihsan, hürriyetim tek dilek;
"Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek"
Şamilof 27.12.2025
Dört Direkli Dünya
Güneş doğar, uyanır cümle alem,
Kimi elde çapa, kimi elde kalem.
Bir bizimki kurar gölgede alem,
Yükü yok ya, sanır her yer mübarek;
"Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek?"
Sırtında hırkası, sanki bir derviş,
Sorsan dünyaya hiç etmemiş tenezzül.
Ama sorsan karnına; o bambaşka iş,
Başkası pişirecek, o yiyecek tek tek;
"Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek?"
Ne bir çivi çakar, ne bir taş taşır,
Sorumluluk deyince, hemen başı kaşınır.
Ömür dediğin böyle, elbet aşınır,
Boş gezenin kılıfı, hep bu tekerlek;
"Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek?"
Bulut geçer, yağmur yağar, ıslanmaz,
Tembel gönlü hiçbir dertle paslanmaz.
Çalışan yorulur da, yatan uslanmaz,
Zoru görünce der: "Gönlüm engerek,"
"Dört ayağım dört direk, bana saray ne gerek
Dört Direk, Sıfır Emek
Güneş vurunca dama, bizimki hemen kaçar,
Gölgenin serininde, hayal dünyası açar.
Millet ekmek peşinde, kan ter içinde kalır,
O ise uykusunda, derin bir hazza dalar.
Ne bir tohum eker o, ne de harman savurur,
Sorumluluk deyince, sanki kalbi durur.
Zoru görünce birden, felsefeye sığınır,
Yükü başkası taşır, o sırtını kaşınır.
Evi barkı yoktur ya, sanma sakın dervişten,
Ondaki bu kaçışlar, korkusundan her işten.
"Özgürüm" der ama bak, başkasının elinde,
Hep aynı o tekerleme, tükenmez hiç dilinde:
"Dört ayağım dört direk,
Bana saray ne gerek?"
Bulut gelse üstüne, yağmur olsa yağsa da,
Uyanmaz o yerinden, dünya yere batsa da.
Çalışmak bir yüktür ya, o taşımak istemez,
Emeksiz bir sofradan, asla "hayır" diyemez.
Böyledir bu devranın, gölgedeki efesi,
Tembelliğe kılıftır, dervişane nefesi.
Gönlü saray istemez, çünkü zahmetli olur,
Dört ayağın üstünde, ömrü böyle savrulur.