14 Ocak 2026

Irak, Libya, Suriye ve Venezuella
Yurdumuzun üzerine çöken bu koyu karanlık, yalnızca sınırlarımızı değil; bir ulusun belleğini, direniş kalelerini ve bağımsızlık bilincini hedef almaktadır. Irak’ın sessizce elden çıkışından Suriye’nin dinmeyen acısına, Libya’nın yağmalanan varlıklarından Venezuela’nın boynuna geçirilen ekonomik ilmeğe dek uzanan bu görünüm, rastlantısal bir karışıklık değil; ilmik ilmik örülmüş bir "büyük oyunun" kanlı belgesidir.
​Bugün, köklü kentlerin yıkıntıları altında yalnızca taşlar değil, halkların sezgisi de can çekişiyor. Bu dizeler; uyuşmuş zihinlere bir uyarı, köşe bucak örülmüş hainlik ağlarına karşı bir başkaldırı ve uçurumun kıyısındaki son durakta çınlayan bir bağımsızlık çağrısıdır. Tarihin yinelenmemesi için, önce gönüllerdeki ve düşüncelerdeki kuşatmayı yarma vaktidir.
​Girdiler sessizce her bir yana
Irak düştü, Suriye boyandı kana
Ordu sustu, kalkmadı uçak
İhanet sarmıştı köşe bucak
​Esed bir yanda, fitne bir yanda
Milyonlar can verdi aynı meydanda
Şam’ın minaresi, Halep’in taşı
Dinmedi mazlumun gözünün yaşı
​Keşnizani ya da bir başka maşa
Zehir kattılar pişmiş her aşa
Libya’da petrol, Şam’da kadim iz
Yıkıldı kaleler, bitti mi ferimiz
​Saddam geç kaldı, Kaddafi yorgun
Venezuela’da sokaklar durgun
BOP dedikleri o büyük oyun
Halkları eyledi kendine koyun
​Sattılar varlığı, yıktılar bendi
Kendi yurdunda yabancı kendi
Ekonomi enkaz, sınırlar açık
Zihinler yorgun, kafalar karışık
​Şamilof der ki; uyan ey vatan
Altında olmasın kefensiz yatan
Gözünü aç Türk, bu son duraktır
Oyuna gelme, istiklal haktır
​Mehmet Şamilof
06.01.2026

Balaban’ın Fırçasında Nâzım’ın Soluğu... ​Bazı kitaplar vardır ki kapağını açtığınız an oda kararır, sadece kitabın sayfalarından bir ışık s...