14 Ocak 2026

POTEMKİM KÖYLERİ
Siyaset literatüründe ve toplumsal hafızada bazı kavramlar, doğdukları çağın sınırlarını aşarak evrensel birer metafara dönüşür. "Potemkin Köyleri" de bu kavramların en başında gelir. Bir durumu olduğundan daha iyi, müreffeh ve düzenli göstermek için kurulan bu "vitrin düzeni", aslında gerçekliğin değil, iktidarın arzularının bir yansımasıdır.
​Hikaye, 18. yüzyıl Rusya’sının iki kudretli ismi etrafında şekillenir.
Çariçe II. Katerina ve onun gözde generali Grigori Potemkin. 1787 yılında II. Katerina, Rusya’nın Osmanlı’dan yeni fethettiği Kırım topraklarını denetlemek üzere görkemli bir seyahate çıkar. Efsaneye göre Potemkin, savaşın yıktığı, fakirlik içindeki bu yeni toprakları Çariçe’ye "cennetten bir köşe" gibi sunmak ister. Dinyeper Nehri boyunca geçecek olan Çariçe’nin gözünü boyamak için nehir kıyılarına sahte köy dekorları kurdurur. Uzaktan bakıldığında bacası tüten, mutluluk içinde insanların el salladığı, hayvan sürülerin otladığı bu köyler aslında sadece ahşap panellerden ibarettir. Çariçe bir noktayı geçince, figüranlar ve dekorlar hızla toplanıp nehrin ilerisindeki bir sonraki durak noktasına taşınır.
​Bugün tarihçilerin çoğu, "sahte köyler" anlatısının büyük ölçüde Potemkin'in saraydaki rakipleri tarafından uydurulan bir karalama kampanyası olduğunu kabul etse de hikayenin kendisi, gerçeğinden daha güçlü bir simge haline gelmiştir.
Bu terim günümüzde sadece fiziksel dekorları değil, sistematik bir aldatma biçimini tanımlar. Bir yapının veya projenin içi boş olmasına rağmen dışarıya karşı "her şey yolunda" imajı verilmesine denir.
​Bu tarihsel metafor, son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aralık 2025'teki Hatay ziyareti ve 455 bininci konutun teslim töreni etrafında şekillenen tartışmalarla yeniden gündeme gelmiştir. Ziyaret öncesinde şehirde hummalı bir temizlik ve düzenleme çalışması yapılması, güzergah üzerindeki yıkıntıların brandalarla örtülmesi ve bitmemiş bazı yapıların üzerine tamamlanmış gibi görünen dev görseller asılması, muhalefet ve yerel halk tarafından "modern bir Potemkin Köyü" inşa edildiği eleştirilerine neden olmuştur.
Eleştiriler, ziyaret güzergahının pırıl pırıl edildiğini ancak arka sokaklarda depremzedelerin hala çamur, altyapı sorunları ve tahliye baskısı altındaki konteyner kentlerde yaşam mücadelesi verdiğini vurgulamaktadır.
*​Potemkin Köyleri bize şunu öğretir. İktidar sahipleri gerçeği bizzat yönetemedikleri anlarda algıyı yönetmeye odaklanırlar.* Ancak dekorlar ne kadar kusursuz, brandalar ne kadar büyük olursa olsun, nehir akmaya devam ettikçe ve izleyici durup o boyalı panellerin arkasına baktıkça, gerçekliğin çıplaklığı elbet gün yüzüne çıkar. Tarih, bu tip "vitrin" düzenlemelerinin kalıcı bir refahın değil, sadece geçici bir siyasi mizansenin parçası olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

Balaban’ın Fırçasında Nâzım’ın Soluğu... ​Bazı kitaplar vardır ki kapağını açtığınız an oda kararır, sadece kitabın sayfalarından bir ışık s...